Serkan ile Cevat’ı tahliye ettik bugün. Bu yazıyı yazmak için Serkan’ın tahliyesini bekledim. Kendisi DEM Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı Kongre Komisyonu Eş Sözcüsü.
Serkan bugüne kadar 3 kere tutuklanmış. İlki 2016 yılında içlerinde Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da olduğu geniş tutuklama furyasında. Bu ilk tutuklama olayında evi basılmış Serkan’ın. O zaman Nucan (6), Rojbin (3) adlı iki çocuğu da baskına tanık olmuş. Korkmuş, ağlamışlar. Serkan gözaltında 25 gün kalmış. Çocukların üzerindeki psikolojik travma ile mücadele etmek de Serkan’ın eşine kalmış.
2’inci tutuklama olayının tarihi ise 2020. Cezaevindeki insanlarla dayanışmak “terörün finansmanı” suçlamasıyla karşılanmış. Serkan’ın evi yine basılmış. Neyse ki o gün çocuklar evde değil, dedelerindeymiş. Bu ikinci baskında Serkan’ın evlat sayısı 3 imiş. Nurcan 10 yaşına gelirken Rojbin 7 olmuş. Rêzan ise henüz 1.5 yaşındaymış.
Serkan’ın üçüncü kez ve son tutuklama olayı bu yılın (2025) ocak ayında yaşanmış. Malum yine evleri basılmış ve bu sefer çocukların hepsi evdelermiş. Nurcan 14’üne, Rojbin 11’ine, Rêzan 6.5 yaşına gelmiş. Son tutuklama olayı Esenyurt’ta kayyıma karşı basın açıklamasına katılma vb. suçlamalarla gerçekleşmiş.
Serkan ve Cevat’ın alkışlarla tahliye olduğu gün (27.02.2025) İmralı Heyeti de Abdullah Öcalan’ın kaleme aldığı metni okudu. Koğuştakiler 17:00’de pür dikkat gelişmeleri takip etti.
Serkan’a hem kendisini, hem eşini hem de çocuklarını etkileyen bu üç tutuklama olayından yola çıkarak “Barış Süreci”ni sordum. Kendisi şöyle bir cevap verdi: “Ben Karslı bir Kürt ailenin çocuğuyum. Eşim Hatay Samandağlı bir Türk. Alevi Arap değil Sünni Türk. Yaşadığımız şey Kürt kimliğine yönelik inkar aslında. Maalesef kuşaktan kuşağa geçen bir güvensizlik var. Bunu benim çocuklarım da yaşadı. Eşim bir Türk olmasına rağmen Kürt kimliğine yönelik reddi kabul etmiyor. ‘Seni tanıdıktan sonra birçok önyargım değişti’ diyor. Barış aslında Türkiye halklarının özlemi. Bizim ailemizin yaşadıkları da bunun bir özeti. Umarım süreç olumlu ilerler. Mücadeleye ailemiz ile birlikte devam edeceğiz.”
Büyük şair Yannis Ritsos’un dediği gibi; gerçekten de “Çocuğun gördüğü düştür barış.”
İmralı Heyeti’nden Sırrı Süreyya Önder, sözlerine “Eminim cezaevindeki yoldaşlar şimdi bizi izliyor” diyerek ve cezaevindekileri selamlayarak başlamıştı. Bir gazetecinin gözünden ve Serkan’ın hikayesinden sizlere içerideki havayı yansıtmaya çalıştım. Binlerce mahpus, binlerce yaşanmışlık üzerinden bu süreci izliyor.
***
18 Şubat’ta haksız hukuksuz bir şekilde ev baskınına uğradım, tutuklandım. Aynı operasyonda tutuklanan kadın arkadaşlar Bakırköy Cezaevi’ne, bizler ise Silivri Marmara Cezaevi’ne konulduk. Bu süreçte bizi yalnız bırakmayan dayanışmasını eksik etmeyen herkese sonsuz teşekkürler. Özellikle ortak açıklama yapan 15 basın meslek örgütü ayrı bir güç verdi.
Duvarın ardından yazmaya devam edeceğim. Kıvanç Eliaçık’ın yazısında sözünü ettiği Suriyeli Habip de merak etmesin. Göç yazılarına da buradan fırsat buldukça devam edeceğim. Sevgi ve selamlarımla.